Yine aynı gün
Not: Valla bunu ne zaman yazmışım tam anımsayamadım.. Yalnız pek okunası gibi gelmedi bana.. Sanırım düşünce ve icraat olarak en kısır zamanıma denk gelmiş.. hoş bahsettiğim kişi de o zaman denk gelmiş..
Sabah gözlerin ağırlıklarını koparmak için geçen on dakika ve hazırlıkla geçen diğer on dakikadan sonra yine yoldayım.. Hala aşındıramadığım hergün gidip geldiğim yol...
Bir tanıdığa rastlıyorum, aslında tanımıyorum, sadece sabahları bazen görüyorum. O bana, ben ona.. bakışıyoruz.. Selam vermek istiyorum, belki de o da istiyor ama hiç birşey yokmuş gibi öylesine geçip gidiyorum.
Yine metro.. Her zamanki gibi ilk vagonun 4. kapısındayım. Saatime bakıyorum bugün gecikmişim, önceki metroya binmem gerekiyordu...
Biraz sessizliği yırtarcasına metro geliyor, duruyor.. İnsanlar aptal mı? Nasıl olsa metro(ankaray) 5 dakika bekleyecek, içerdekine izin versene be kapıda bekleyen andaval adam! Çekil kenara..
Neyse yine atlattık geçiyorum köşeme, kulakta yine kulaklık, Tiesto'ya denk gelmiş. Bu adamı ben niye dinliyorum? kendisi aptal şarkıları aptal, yalnızca bazen gaza gelince, ya da ortamda dinlenince.. gerisi yalan..
Ama sanırım beni bir konser videosu etkiledi. Sadece o 5 dakikalık video, herkes koparmış dans ediyo.. Nasıl olur bu yaa, ben neden hiç kopamıyorum? içki bile içtim ama asla, asla kopamıyorum.. Ama bazen bırakıyorum kendimi, o zaman daha farklı oluyor..
Yada düşünüyorum, ben dans ederken beni de öyle düşünüyorlar..
"vay ve çocuğa bak koparmış gidiyo"
Ne garip Ezgi'de öyle, hep hızlı konuşuyo ama düşünüyo, hem konuşup hem farklı şey düşünüyo, benim gibi.. Ama o da kendini bırakamıyo, sanırım bunu biliyo, ama öyle zanediyo..
Neyse müziğin sesini biraz kısıyorum, kalabalık rahatsız olmasın diye..
iğne atsan yere düşmeyecek bunu biliyorum, ama ölüm sessizliği gibi.. Onca insandan bir nefes sesi bile gelmiyor..
O sırada Comfortably Numb çalıyor. Ben baydım tabi. Konuşun kardeşim birşeyler söyleyin, koskoca metroda bir kişi konuşmaz mı? Sonra ben biraz fısıltı biraz sesli, "Hello, is there anybody in there, just none of you can.." diye şarkıyı mırıldanıyorum.
Biri dönüp bana bakıyo, "neden konuşuyorsun bak vururum kafana, uysana sende sürüye" der gibi bir ifadeyle.
Sanane der gibi bakıp gözlerinin içine burnumu hışırtı ile sümkürüyorum, sırf ona gıcıklık olsun diye..
Evet o, yine orda o kız.. Acaba kim ve ne düşünüyo çok merak ediyorum, her gördüğümde aynı yerde oturmuş oluyo ve bana bakıyo..
Kendimi çıplak gibi hissediyorum..
Neyseki sadece 3 durak sürüyo. O da indi şimdi yeni heyecan..
Acaba şu an bu metroya biniyor mu?
Genelde 4. kapıyı kullanmıyor. Aynı vagon ama ya 2, ya da 3. kapı, belki de 1 olabilir ama ben göremiyorum.
Her gün merakla izliyorum acaba bindi mi? Binse ne olacak ki? Kesin dönip bir başkası ile konuşacak.. Aslında haklı, çünkü ben kendimle o da benimle konuşacak. Ben iki kişiyle o ise hiç kimse ile konuşmuş olacak. Paranoyak olmaya gerek yok ama öyle işte..
Ama neyse ki bugün metroda değil. Dedim ya gecikmişim diye. Diğerine bindi galiba diyorum kendi kendime.
Sonra kitabı elime alıp 1 sayfa daha cçeviriyorum, onun kitabı elimdeki ne garip..
Sabah gözlerin ağırlıklarını koparmak için geçen on dakika ve hazırlıkla geçen diğer on dakikadan sonra yine yoldayım.. Hala aşındıramadığım hergün gidip geldiğim yol...
Bir tanıdığa rastlıyorum, aslında tanımıyorum, sadece sabahları bazen görüyorum. O bana, ben ona.. bakışıyoruz.. Selam vermek istiyorum, belki de o da istiyor ama hiç birşey yokmuş gibi öylesine geçip gidiyorum.
Yine metro.. Her zamanki gibi ilk vagonun 4. kapısındayım. Saatime bakıyorum bugün gecikmişim, önceki metroya binmem gerekiyordu...
Biraz sessizliği yırtarcasına metro geliyor, duruyor.. İnsanlar aptal mı? Nasıl olsa metro(ankaray) 5 dakika bekleyecek, içerdekine izin versene be kapıda bekleyen andaval adam! Çekil kenara..
Neyse yine atlattık geçiyorum köşeme, kulakta yine kulaklık, Tiesto'ya denk gelmiş. Bu adamı ben niye dinliyorum? kendisi aptal şarkıları aptal, yalnızca bazen gaza gelince, ya da ortamda dinlenince.. gerisi yalan..
Ama sanırım beni bir konser videosu etkiledi. Sadece o 5 dakikalık video, herkes koparmış dans ediyo.. Nasıl olur bu yaa, ben neden hiç kopamıyorum? içki bile içtim ama asla, asla kopamıyorum.. Ama bazen bırakıyorum kendimi, o zaman daha farklı oluyor..
Yada düşünüyorum, ben dans ederken beni de öyle düşünüyorlar..
"vay ve çocuğa bak koparmış gidiyo"
Ne garip Ezgi'de öyle, hep hızlı konuşuyo ama düşünüyo, hem konuşup hem farklı şey düşünüyo, benim gibi.. Ama o da kendini bırakamıyo, sanırım bunu biliyo, ama öyle zanediyo..
Neyse müziğin sesini biraz kısıyorum, kalabalık rahatsız olmasın diye..
iğne atsan yere düşmeyecek bunu biliyorum, ama ölüm sessizliği gibi.. Onca insandan bir nefes sesi bile gelmiyor..
O sırada Comfortably Numb çalıyor. Ben baydım tabi. Konuşun kardeşim birşeyler söyleyin, koskoca metroda bir kişi konuşmaz mı? Sonra ben biraz fısıltı biraz sesli, "Hello, is there anybody in there, just none of you can.." diye şarkıyı mırıldanıyorum.
Biri dönüp bana bakıyo, "neden konuşuyorsun bak vururum kafana, uysana sende sürüye" der gibi bir ifadeyle.
Sanane der gibi bakıp gözlerinin içine burnumu hışırtı ile sümkürüyorum, sırf ona gıcıklık olsun diye..
Evet o, yine orda o kız.. Acaba kim ve ne düşünüyo çok merak ediyorum, her gördüğümde aynı yerde oturmuş oluyo ve bana bakıyo..
Kendimi çıplak gibi hissediyorum..
Neyseki sadece 3 durak sürüyo. O da indi şimdi yeni heyecan..
Acaba şu an bu metroya biniyor mu?
Genelde 4. kapıyı kullanmıyor. Aynı vagon ama ya 2, ya da 3. kapı, belki de 1 olabilir ama ben göremiyorum.
Her gün merakla izliyorum acaba bindi mi? Binse ne olacak ki? Kesin dönip bir başkası ile konuşacak.. Aslında haklı, çünkü ben kendimle o da benimle konuşacak. Ben iki kişiyle o ise hiç kimse ile konuşmuş olacak. Paranoyak olmaya gerek yok ama öyle işte..
Ama neyse ki bugün metroda değil. Dedim ya gecikmişim diye. Diğerine bindi galiba diyorum kendi kendime.
Sonra kitabı elime alıp 1 sayfa daha cçeviriyorum, onun kitabı elimdeki ne garip..

1 Comments:
aşik olmanın acisi bile bazı bazı hoş diilmi aslında zamanla alıştıın her an daa fazla canını yakan ama eşzamanlı monoton bir acı. o olmasaydı bütün gerçekliiyle,kapıları saymadan,kapakta onun parmak izlerini hayal etmeden edemeden,ankaray yolculuğu olduundan az biraz daha kasvetli olmicak mıydı..
Yorum Gönder
<< Home