paperclips

Ataç mı? o da nerden çıktı? ben de bilmiyorum aslında, ilk okul 1de biricik annemin bana aşılamış olduğu bir sapkınlık işte bu da. ataç kullanmak, ilk zamanlar çok da eğlenceliydi aslında, kollarım ile tüm masaya yayılan ben için özellikle. Daha sonra okulda pis masalara yayılmaktan iyice nefret edip, bundan vezgeçince, ataçlara da gerek kalmamıştı, zira sayfaların kıvrışmasına engel olmak yerine, iz bırakıyorlardı. sonra aldım elimdeki bazısı metal, bazısı plastik olan ama hepsi 2.8cm olan o mendebur şeyleri, öyle abidik gubidik şeyler yaptım, aslında pek de bi kimseye göstermedim, çünkü hiç bir şeye benzemiyorlardı, ben onlara bazen süleyman der, bazen habülüya derdim, isim takmak mahiyetinde.
O kadar zaman geçti aradan, artık öyle isimsiz şeyler yapmıyorum onlarla, sadece kırtasiyelerde felan raflarda görüyorum, içi metal, dışı renkli renkli plasiktiklerle kaplı olarak. bazen alasım gelio, niyeyse bi cesaret edemiyorum, ne olucaksa sanki.
Hani bi de sonra Mozart var, evet şu gelmiş geçmiş en zeki adamdan bahsediyorum, wolfgang amadeus mozart, şu 6 yaşında ilk bestesini yapan mükemmel insan. hızlı çalmanın kolay olduğunu söyleyen, ama zor ve asıl olanın yavaş çalabilmek, her notanın hakkını vermek olduğunu söyleyen yüce insan, sonra ne kadar tarza, ne kadar düğüne, ne kadar olaya eşlik etti keşke bilse bu söylemler ve besteleriyle. Mesela bu ara kafamı oldukça kurcalayan Requiem, bunu binlerce kişinin izlediği, dinlediği, şahane opera salonlarında, o ihtişam altında, aşağıda Mozart orkestrayı yönetirken izlemeyi ne kadar da çok isterdim, halk burjuvaları arasında.
Ama bunlar duruyo işte öyle, 1. sınıftan beri ataç oynuyorum, senelerdir Mozart dinliyorum, ama 24 aralıkta teslim etmem gereken bir proje var. Basic Design Final Project. Nam-ı diğer "3D organization with ruled surfaces". zor iş zor. başka bişi diyebilcek kadar daha da üzerinden düşünmek istemiyorum, en azından şu anda burda sadece bişiler yazmak isterken.
Neyse şimdi post-rock neymiş onu öğrenmem lazım, kalın sağlıcakla...

1 Comments:
Sen yine ataçlar alıp abudik gubidik şeyler yapamya devam et.
Hayatın tadı, çocukken yaptıklarımızı yetişkin olduğumuzda da yapabilirsek çıkar.
Yorum Gönder
<< Home